11 Aralık 2010 Cumartesi


Yavuz Türk


KUYTU VE HAYTA

“homunculus” nedeniyle ramazan parladar’a

böyle de geçebilirdi zaman, ağır ve çökerek

siz kendinize kuytu ve derinlik aradınız durmadan

böyle de bilinebilirdi kuyu, evet, sığ ve hayta

içimdeydiniz, elinizde arsız zamanlarınız için zımpara


şöyle de olabilir; işte o fotoğraflardaki gülümsemeniz

işte, evet, kendini okşayan öyle, saltanat da sizin

hayatınıza renk katan o güzellikler adına:

borsa, alışveriş, birbirine sürtünen avuçiçleriniz


her şey kendiyle ve sahtesiyle yer değiştirebilir

kırılgan çember, öfkeli üçgen sizin içindir

bağırdığınızda bir kuyuya ses ve suret sizindir

objektife sırıtan bakışlarla erkek ve dişi


ağır hava, koyu masa, ince ince kesilen sayfa

duman da parlar elbet, uysal ırmakta varolur sesim

kaygan ve sepyayım yanınızda, kuytu ve hayta

hep bir makasla kesin beni fotoğraflarda


zaman da soylu karanlık da sizindir, kullanabilirsiniz

ben şuralarda bir yerlerdeyim, girdabın kıvrımında

arayıp duruyorken, ayağınıza dolanan kuytuyum ben

“kafamdaki şu boğayı ağlatınız lütfen”

(Kumaş, yeniyazı yayınları, 1. Baskı, İstanbul Ağustos 2010)


2 yorum:

Adsız dedi ki...

"siz kendinize kuytu ve derinlik aradınız durmadan"

bu dize bu ses tanıdık bir yerlerden. ilk dizelerde tanınmamak gerektir

Adsız dedi ki...

Iyi bir baslangic