
Yavuz Türk
KUYTU VE HAYTA
“homunculus” nedeniyle ramazan parladar’a
böyle de geçebilirdi zaman, ağır ve çökerek
siz kendinize kuytu ve derinlik aradınız durmadan
böyle de bilinebilirdi kuyu, evet, sığ ve hayta
içimdeydiniz, elinizde arsız zamanlarınız için zımpara
şöyle de olabilir; işte o fotoğraflardaki gülümsemeniz
işte, evet, kendini okşayan öyle, saltanat da sizin
hayatınıza renk katan o güzellikler adına:
borsa, alışveriş, birbirine sürtünen avuçiçleriniz
her şey kendiyle ve sahtesiyle yer değiştirebilir
kırılgan çember, öfkeli üçgen sizin içindir
bağırdığınızda bir kuyuya ses ve suret sizindir
objektife sırıtan bakışlarla erkek ve dişi
ağır hava, koyu masa, ince ince kesilen sayfa
duman da parlar elbet, uysal ırmakta varolur sesim
kaygan ve sepyayım yanınızda, kuytu ve hayta
hep bir makasla kesin beni fotoğraflarda
zaman da soylu karanlık da sizindir, kullanabilirsiniz
ben şuralarda bir yerlerdeyim, girdabın kıvrımında
arayıp duruyorken, ayağınıza dolanan kuytuyum ben
“kafamdaki şu boğayı ağlatınız lütfen”
(Kumaş, yeniyazı yayınları, 1. Baskı, İstanbul Ağustos 2010)
2 yorum:
"siz kendinize kuytu ve derinlik aradınız durmadan"
bu dize bu ses tanıdık bir yerlerden. ilk dizelerde tanınmamak gerektir
Iyi bir baslangic
Yorum Gönder