GELECEĞE DAİR ANEKDOTLAR
ALTINCI ANEKDOT: DEJA-VU
mehmet uçar'a ve o tuhaf kayseri'ye
işte korkusuzca saldırdığımdan sözcüklerime
durmadan aynısını yaşıyorum yaşadığımın
seni uzun bir masal sanıyorum
çok ayyaşçıl sokak lambalarına baka baka
sen yollarda yürümezdin
sen yollarda görünürdün
sonra bakarak aya
denize bütün insanların gözlerine
açıp galile denizini
kurda kuşa ilhan berk'i müjdeleyen
ey şair
içimde titreyişler olarak kirpiklerinin kalemi
içimde hatırlayış olarak parklarda
okuduğun şiirler
sonra ayrılıklardı bazı
kısacık anlar
dönüp bakardım o yıkık şehri
göremezdim
kuşlar uçardı şehri terk etmeye
rüzgar şehrin dışına birden fırlardı
sular şehrin altından
olmayan istanbul’a akardı
bakardı çocuklar sesini görürdü oysa
çok eskiden o şehirde inkar
yalnız senin saçlarından ağardı
uçurtmalar gibiydi ölüm bilirsin
sefa kaplan'dan dizeler okuyup
ölümü örgütlerdik kod adı: intihar
dönüp bakardım çocukların gözleri
yanaklarında oğulotu gibi açardı
sessizdik gündüzdü şehir bize köpürürken
biz karanlıklarda şehri yonu taşlarından öperdik
şehri biz öperdik tutup tutup kalbinden
tutup tutup bilmediğim şiirler söylerdin parklarda
batı daha yoktu
rüyalarımızda bile yoktu amerika
doğu vardı ışıklı doğu
yıllar önceydi
ilk duyduğumda senden adını
kimse tanımıyordu sanki
rabindranaht tagore'u
sen gök'ün atını
suvar usta parmaklarından
paris’te montparnasse'ta şövalye
prag’a bin yıl önce alınmış iki biletle
iki bin yıl önce işaretlediğimiz haritadaki yerini
sahih bir ilhamla işaretlediğimiz kalbimize
hazırlan
gidiyoruz
kalküta'ya ölmeye
RAMAZAN PARLADAR
(Eliz, Şubat 2010, Sayı: 14)
0 yorum:
Yorum Gönder